HERKES AYRI AYRI FERYAT EDİYOR…
Sektörün sorunu ortak.
Maliyetler ortak.
Kaygılar ortak.
Ama mücadele hâlâ parçalı. Herkes feryat ediyor, kimse ötekini duymuyor.
Tam da bu yüzden bugün önümüzdeki en büyük engel sadece akaryakıt zamları değil; kendi dağınıklığımızdır.
13 Ağustos’ta bu köşede açıkça sordum “Kâğıtta ‘Sıfır ÖTV’, sahada yine hayal kırıklığı. Bu fiyatlar düşer mi, yoksa kimi kandırıyoruz?”
Araya sadece birkaç hafta girdi. Ve bugün soruyu çok daha sert sormak zorundayım.
Biz gerçekten çözüm mü üretiyoruz, yoksa her zam geldiğinde birbirimizin yüzüne bakıp “geçmiş olsun” deyip geçiştiriyor muyuz?
Hatta el arttırayım oh birileri batsın bir ortalık temizlensin diye ellerimizi mi ovuşturuyoruz?
Mesele basit bir akaryakıt zammı değil; Türkiye’nin lojistik gücünün tasfiye edilmesidir.
18 GÜNLÜK ÖTV TATİLİYLE SEKTÖR KURTULMAZ!
Kısa süreli ÖTV sıfırlaması bir çözüm değil, göz boyamadır. Lojistik sektörü 18 günlük hesaplarla ayakta kalamaz!
-
Bir nakliye sözleşmesi 18 gün değildir.
-
Bir filo yatırımı 18 gün değildir.
-
Bir araç kredisi, bir şoför maaşı, bir ihracat taahhüdü 18 gün değildir.
-
Bir sektörün geleceği hiç 18 gün değildir!
1 Eylül itibarıyla motorinde maktu ÖTV ve KDV etkisiyle pompaya 3,60 TL zam yansıdı. Fiyatlar 82 TL’yi aştı ve vergi takvimi bu yükün daha da artacağını gösteriyor. Şimdi soruyorum.
Bunun adı çözüm mü, yoksa krizi birkaç hafta öteleyip sahayı kandırmak mı?
NAKLİYECİDEN FEDAKÂRLIK İSTEMEK KOLAY!
Mazot zamlandığında herkes lojistikçinin kapısına dayanıyor “Navlun neden arttı?”
Peki lastik, bakım, yedek parça, kasko, otoyol, personel ve finansman maliyetleri katlanırken neden kimse “Bu adamlar nasıl ayakta kalıyor?” diye sormuyor?
Pompada fiyat birkaç kuruş düştüğünde ise ilk soru hazır “Navlunları düşürecek misiniz?”
İşte samimiyetsizlik tam olarak burada başlıyor. Lojistiğin tek maliyeti mazot değil. Ama en görünür kalem bu diye her faturayı lojistikçiye kesmeye çalışanlar varsa, artık sektörü değil, elindeki hesap makinesini değiştirsin.
90 TL EŞİĞİ KONUŞULUYORSA, ASIL MESELE NEDİR?
Yarın mazotun 90 mı, 100 TL mi olacağı bir rakam tartışması değildir. Asıl mesele, sektörün bu yıkım karşısında ne yapacağıdır.
Depoya giren her litre yakıt; üretime, ihracata, e-ticarete, market rafına ve en nihayetinde vatandaşın cebine yansır. Bu maliyet sektörün içinde kalmaz, tüm ekonomiyi yakar. Hâlâ buna “lojistikçinin derdi” diye bakan varsa, körleşmiş demektir. Bu, Türkiye’nin sorunudur.
HER KAFADAN AYRI SES, ZERO ORTAK STRATEJİ
Kamyoncu ayrı, uluslararası taşımacı ayrı, depocu, forwarder, dernek, federasyon, kooperatif ayrı konuşuyor.
Herkes kendi penceresinden haklı. Ama ortaya çıkan acınası tablo şu. Her kafadan Yapılan Farklı Açıklama ve SIFIR ortak strateji!
Sonra dönüp “Neden bizi kimse dinlemiyor?” diye soruyoruz.
Çünkü aynı dili konuşmuyorsunuz. Aynı masaya oturamıyorsunuz.
DEVLETİN KARŞISINA 50 AYRI TALEPLE ÇIKILMAZ!
Klasik, ağlak basın açıklamaları dönemini kapatın. “Mazot pahalı, masraf çok, şoför yok” laflarını bakanlıklar da biliyor, kamu da, vatandaş da.
Şikâyet etmeyi bırakalım.
Tüm STK’lara net bir çağrı yapıyorum. Egolarımızı, logolarımızı, koltuk sevdamızı bir kenara bırakıp aynı masaya oturma zamanı..
Verilerle, araç sayılarıyla, tüketim analizleriyle desteklenmiş somut bir dosya hazırlayın. Devletin karşısına hamasetle değil, kayıtlı, denetlenebilir ve dijital bir TİCARİ AKARYAKIT SİSTEMİ modeliyle çıkın. U-ETDS ve e-Fatura altyapısı ortadayken bu modeli sunmamak yetersizliktir.
ARTIK “BİZİM SEKTÖR” DİYE BİR ŞEY YOK
Depocudan şoföre, gümrükçüden ihracatçıya kadar herkes aynı zincire bağlı. Birinin batışı, diğerinin geleceğini karartır. Bugün kamyoncunun ezildiği sistemde, yarın ihracatçı rekabet edemez, tüketici ucuza ürün yiyemez.
Önümüzde iki yol var.
-
Herkes kendi derneğinin vitrininde boy gösterecek, basına fotoğraf verecek, zamlar geldikçe kendi köşesinde ağlamaya devam edecek.
-
Ya da tüm kurumlar tek bir dosyanın arkasında duracak; masaya rica eden değil, Türkiye ekonomisini sırtlayan bir güç olarak oturacak.
Feryat etmek politika üretmez. Veri üretir, kararlılık üretir, tek ses olmak üretir.
Şimdi tek bir soru kalıyor.
Yakın zamanda davetli olduğum o özel akşam yemeğinde, sektörümüzün değerli STK liderlerini aynı masanın etrafında görmek bana geleceğe dair büyük bir umut verdi. Bu tablo, ortak bir vizyon etrafında kenetlenebileceğimizin ve yarınları çok daha güçlü inşa edebileceğimizin en güzel kanıtı.
Şimdi önümüzde çok güzel ve ilham verici bir fırsat duruyor.
Bu masayı ortak akılla, sevgiyle ve el birliğiyle büyütüp hep birlikte daha aydınlık bir geleceğe yürümek.
Gelecek bizim elimizde.
Mesele kimin haklı olduğu değil; aynı hedef doğrultusunda kalplerimizi ve güçlerimizi birleştirdiğimizde ne denli büyük başarılara imza atabileceğimizi hep birlikte idrak etmemiz…
Çünkü biz bir olduğumuzda, her zorluğu aşacak ve sektörümüzü çok daha ileriye taşıyacak güce sahibiz.
Hepinizi bu güzel birliğin bir parçası olmaya ve bu umut dolu yarınları birlikte inşa etmeye davet ediyorum.







