Statüko Katili…
Aynı Çukurda Kaçıncı Turun?
“Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek deliliktir.” Evet, Einstein demiş diyorlar. Kimin dediğiyle ilgilenmiyorum, kimin yapmadığıyla ilgileniyorum. Çünkü etraf; aynı anahtarla farklı kapıları açmaya çalışan, açılmayınca da kapıyı tekmeleyen “stratejik körlerle” dolu.
Ben mi?
Ben bugün kendi konfor alanımın tapusunu yaktım.
Neden mi?
Çünkü fark ettim ki, verimlilik dediğimiz şey bazen sadece “yanlış yolda daha hızlı koşmak” demekmiş.
-Operasyonel İntihar mı, Yeni Bir Doğuş mu?
Hedef orada duruyor, parlıyor.
Ama yol?
Yol, ayağımdaki ayakkabıyı parçaladı. Eğer yöntem seni sona götürmüyorsa, yöntemi müzedeki bir antika gibi saklamanın alemi yok. Araçları değiştir, zamanlamayı altüst et, masayı devir.
Aynı girdiyle farklı çıktı beklemek hayalciliktir; girdiyi bulandır, süreci sars, çıktıyı şaşırt!
-Zihinsel Ters-Yüz: “Peki Ya Hiç Yapmasaydım?”
Yıllardır aynı pencereden manzarayı izleyip “Hava neden hep gri?” diye sormak zihinsel bir tembellik. Bugün o pencereyi duvarla örüp, tavanı deliyorum. “Tam tersini yapsam ne olur?” sorusu, mantığın bittiği yerde devrimin başladığı noktadır. Bariyerler sadece zihnindeki haritalarda var, gerçekte ise sadece boşluk.
-Verimlilik Masalını Öldür, İnovasyonu Uyandır
Bana “çok çalışıyorum” demeyin. Çarkın içindeki hamster da çok çalışıyor. Verimlilik, mevcut olanı cilalamaktır; oysa bize gereken o cilayı kazıyıp altındaki cevheri bulmak. İnovasyon, konforlu bir ofiste değil, “Acaba bu yol nereye çıkar?” dediğin o tekinsiz patikada başlar.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Sanmayın ki bunları sizin için yazıyorum.
Bunlar benim kendime tuttuğum, ucu yanık notlar.
Aynaya bakıp “Yine mi aynı şeyi yapıyorsun?” diye sorma biçimim.
Çok başarılı buluyorlarmış beni…
Sahi “Başarılı mıyım?” diye soruyorum bazen. Sonra durup gülüyorum.
Kime göre, neye göre başarı?
Eğer başarı, herkesin yürüdüğü yolda en hızlı yürümekse; hayır, başarısızım. Ama eğer başarı, kendi kaosundan yeni bir düzen yaratmak ve o “delilik” sınırında dans edebilmekse…
İşte orada kimse elime su dökemez.
Döngüyü kırın.
Ya da bırakın döngü sizi kırsın ki, parçalarınızdan daha sert bir şey inşa edebilesiniz.
Ben mi?
Ben bugün başka bir “ben” deniyorum.
Tavsiye ederim, manzara buradan çok daha çılgın.






