Yılbaşı mesajlarının, sene sonu toplantılarının değişmez klişesidir: “Biz kocaman bir aileyiz.”
Kimse kusura bakmasın; bu, iş dünyasının kendisine söylediği en büyük yalandır. Aile, koşulsuz şartsız güven demektir. Oysa kurumsal hayat; performans, kar-zarar ve çıkar dengesi üzerine kuruludur. Bu dengeyi “aile” kılıfına sokmaya çalışmak romantik bir aldatmacadır. Bize romantizm değil; dürüst, şeffaf ve sağlam bir “Network” (İletişim Ağı) lazımdır.
Bugün geldiğimiz noktada manzaraya bakıyorum; devasa ciroları yöneten, lojistikten üretime ekonomiye yön veren koca koca şirketler, iletişim stratejilerini TikTok gibi mecralara hapsetmiş durumda. Kurumsal ağırlığı olan markaların, 15 saniyelik dans videoları veya sabun köpüğü akımlar peşinde koşması, iletişim konusunda ne kadar çaresiz olduklarının bir kanıtıdır.
Neden TikTok Değil, Neden LinkedIn? Bir kurumun itibarını, sırf “Z kuşağını yakalayacağız” bahanesiyle ciddiyetsizleştirmek, vizyonsuzluğun daniskasıdır. İş dünyasının profesyonelleri, karar vericileri, satın almacıları dans videolarının arasında değil; fikirlerin, projelerin ve sektörel vizyonun konuşulduğu LinkedIn’de yer alır.
LinkedIn, sadece bir sosyal medya platformu değil; dünyanın en büyük, hiç kapanmayan dijital fuar alanıdır. Burada vitrininiz ne kadar temiz, duruşunuz ne kadar netse, ticaretiniz de o kadar güçlü olur. TikTok, Instagram size anlık bir “gülümseme” kazandırabilir ama LinkedIn size “imza yetkisi olan” o gerçek muhatabı kazandırır.
İletişim Bize Ne Sağlar? “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” mantığı geçen yüzyılda kaldı. Dijital dünyada bu mantık, marka intiharına eşdeğerdir. Rakamların şehvetine kapılıp milyonlara ulaşmak marifet değildir; marifet, doğru iletişimle doğru kişiye ulaşmaktır.
Çünkü doğru ve stratejik iletişim;
-
Kriz Anında Kalkan Olur: İtibarınız sağlamsa, hatalarınız tolere edilir, krizler yönetilir.
-
Kapı Açar: Sizi tanıyan değil, sizi “doğru bilen” insanlar iş kapılarını açar.
-
Maliyeti Düşürür: Güvenin olduğu yerde bürokrasi azalır, ticaret hızlanır.
Paylaşımları rakamlarla ölçebilirsiniz; izlenme sayıları, beğeniler, emojiler… Bunlar size bir veri sunar ama asla “değer” sunmaz. Milyonlarca kişinin izlediği bir şaklabanlık, size ne ticari bir partner ne de nitelikli bir çalışan kazandırır. Aksine, sizi ciddiye alması gereken asıl kitlenin gözünde küçültür.
Asıl İhtiyacımız Olan Şey “Gerçek” İletişimdir Okullarımızdan başlayarak, iş yerlerindeki oryantasyon süreçlerine kadar; önce gençlerimize, sonra yol arkadaşlarımıza “Network Neden Önemlidir?” ve “Profesyonel Mecra Kullanımı” dersi vermemiz gerekiyor.
Network; sağa sola kartvizit saçmak ya da sosyal medyada takipleşmek değildir. Network; “İhtiyaç duyulduğunda aranacak ilk kişi olabilme” sanatıdır. Güven inşa etmektir. Benim her zaman savunduğum “İnsani Lojistiği” doğru kurgulamaktır.
Bir videonun 1 milyon izlenmesi, sizin o 1 milyon kişiye ulaştığınızı göstermez; sadece 1 milyon kişinin ekranından bir saniyeliğine geçtiğinizi gösterir. Ama LinkedIn gibi doğru bir mecrada, doğru bir üslupla kurduğunuz 1 gerçek temas, binlerce sanal etkileşimden daha değerlidir.
Gelin, şu “kocaman bir aileyiz” yalanını bir kenara bırakalım. Rakamların şehvetinin bizi kör etmesine izin vermeyelim. Yıllarca ilmek ilmek ördüğümüz itibarı, anlık beğenilme arzusuna kurban etmeyelim.
Bizim işimiz şov yapmak değil; iş üretmek, değer katmak ve geleceği kurgulamaktır. Gençlere TikTok’ta, Instagram’ da nasıl viral olacaklarını değil; masada nasıl yer bulacaklarını, o masada karakterleriyle nasıl kalacaklarını ve insan kazanmanın erdemini öğretelim.
Unutmayın; lojistik gibi hayatın tam içinden gelen sektörlerde yükü kamyonlar taşır ama işi insanlar ve kurdukları bağlar yürütür.
2026 Yılında İletişiminiz İnsan Odaklı Olsun.
Loji TV Kurucusu Recep Koca, lojistik sektöründe “İnsani Lojistik” kavramını savunmakta, dijitalleşme ile insan odaklı iletişimin dengesini kuran projeler üretmektedir.








